Etiketler

Menüler açılmazsa açmak için buttonun üzerinde ikikez fareyi aşağı yukarı sallamnız yeterli olacaktır. :)

20 Şubat 2017 Pazartesi

Edebiyatın Tanımı

Edebiyat Nedir?

       Edebiyat veya Yazın; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığıyla estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır.
       Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olması etkilidir. Edebiyatın , Hint-Avrupa dil ailesinden kullanılan kelime karşılıkları Latince literature/litteratua'dan türevlenmiştir.
       Literature/litteratura ise latince de mektup ve el yazısı anlamına gelen littera  kelimesinden türemiştir. Edebiyat, genellikle yazılı ürünler için kullanılan bir terim olmasının yanında sözlü ürünleri de kapsayan bir genişliğe sahiptir. Bu şekilde yazılı olmayan ve halk anlatımlarıyla yaşayan edebiyata sözlü edebiyat adı verilmektedir.
        Edebiyat, kurgu veya gerçek algı temelinde sınıflandırılabilir. Yine edebi eserlerin tasnifindeki bir diğer ölçüt mevcut eserin manzum ya da nesir olmasıdır. Bu temel ölçütlerin yanın da edebi eserler,büyüklük formlarına göre de farklı kullanımlarda toplanır.

        Zaman içerisinde edebiyat kavramı büyük bir değişim geçirmiştir. Bugün için edebiyat, yazılı olmayan sözlü sanat formlarını da kapsamaktadır. Son yıllarda sanal ortamın gittikçe yaygınlaşmasıyla, edebiyatın yeni bir kolu olan e-ortam edebiyatı ortaya çıkmıştır.



Etimoloji

Edebiyat kelimesi Arapça'da adabiyyât أدبيّات kelimesinden gelir. Kelime Abd kökünden gelen ve 
1.Görgü ,terbiye ,konuk ağırlama adabı,
2. Yaşam tarzına ilişkin hikâye ve gözlemlerden oluşan anlamına gelen adap أدب kelimesinin çoğul halidir. 


Tanımı

               Edebiyatın edebiyatçılar tarafından ortak bir kanıya varılmış bir tanımı bulunmamaktadır.Edebiyat tanımlanması Platon'un   Devlet eserinde günümüze kadar sürmektedir. Platon, edebiyatın genel anlamı ile hayatı yansıtması olarak tanıtılmış ve bu betim günümüze kadar yaşarlığını korumuştur. Fıransız roman yazarı Stendhal "Bir roman yol boyunca gezdirilen ayna demektir." , Georgi Plehanov ise "Edebiyat ve sanat, hayatın aynasıdır." demiştir.Bu tanımlamaları M.Parkhomenko ve A.Myasnikov "Sanat çogu kez ayanya benzetilir. Bu benzetmenin yanlışlığı , on dokuzuncu yüzyıl klasiklerinin bile gözünden kaçmamıştır. Ayna ,karşısında duran nesneleri donuk biçimde yansıtmaktan öte bir şey yapmaz ,oysa sanat gerçeğin özüne doğru çok inebilmek için gerçeği seçer, çözümler ve yeniden biçimlendirilir." şeklinde eleştirmiştir.  


              Boris Suchkov ise iki fikrin sentezi "Sanat ve edebiyat yapıtlarının çizdiği dünya ,gerçekliğin körü körüne bir kopyası değildir. ama,dünyanın rengini ve kokusunu kendinde muhafaza eder ,şu basit nedenle ki, sanat her zaman için dağanın ve insan hayatının en özlü yanlarını ele almıştır. Her hakiki sanat yapıtının bir bildirisi olması gerekir; bu bir sanat yapıtının var olabilmesinin temel koşulu ve hayati öğesidir. Sanat ,gerçekliğin büyük disiplinine ancak boyun eğebilir, ona yardım edemez..." tanımını oluşturmuştur.

              İngiliz edebiyat eleştirmeni Trrey Eagleton "Sağlam ve değişmez değerleri olan ve birtakım ortak özellikleri paylaşan eserler anlamında bir edebiyat tanımı olmaz "demiştir. 




Edebiyat Kuralları





            Edebiyatın sınırları önceden belirlenmiş form ve kurallara göre tasarlanarak oluşturulan bir üretim mi yoksa baştan tasarlanamayan üretim sırasında bilinçaltı ve geçmiş tecrübelerin ışığında oluşturulan özgün bir yaratı mı olduğu Eski Yunan'da bu yana tartışma konusu olmaya devam etmektedir Öyleyse edebi metnin üretimini sorgulayan iki ana görüş vardır.
          Kurgucu Anlayış: İlk temsilcisi Aristotales olup, ünlü poerika adlı çalışmasında Tragedyayı enine boyuna incelenirken kurguyu ön plana çıkararak , sanatsal dışavurumu ikinci plana atmıştır.
         Dışavurumcu Anlayışı: MS. 1. yüzyılda Eski Romalı düşünür  Longinus Peri Hypsous ( Yücelik Üzerine ) adlı çalışmasında bir yapıtın sanatsal değerlerinin içinde ki çosku miktarı ile ölçülebileceğini idda ederek kurgucu anlayışı reddetmiştir. 20. yüzyıl'dan itibaren her iki anlayışın yansıttığı eserler üretilmiştir. Söz gelimi James Joyce'un Ulysses adlı romanı hem kusursuz bir kurguya sahip hem de dışavurumun yoğun kullanıldığı devrimci bir çalışma olarak dikkat çekmektedir.

Edebiyatta Gerçeklik 


Bazı edebiyat eserlerinde gerçeklik, kurmaca gerçeklik şeklindedir. Eseri ortaya koyan sanatçı gerçek hayattan esinlendiği olaylar ya da fikirler ile kendi kendi kafasındakileri harmanlar. Bunun sonucunda eserler hem gerçek hayatın, hemde sanattçının duygu, düşünce ve hayallerinden izler taşır.


Edebiyat Türleri

  1. Şiir
  2. Hikaye 
  3. Drama
  4. Efsane 
  5. Deneme 
  6. Roman 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder