Etiketler

Menüler açılmazsa açmak için buttonun üzerinde ikikez fareyi aşağı yukarı sallamnız yeterli olacaktır. :)

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Tarih Bilimine Giriş

TARİH  

      1) İnsan Ve Tarih : İnsanların geçmişteki her türlü faaliyetini olayların birbiriyle olan ilişkilerini sebep sonuç belirterek yer ve zaman göstererek belgelere dayalı olarak inceleyen bir bilim dalıdır. 

 Not : Tarihi meydana getiren insandır. 

     2) Tarihin Konusu : İnsanların her türlü faaliyeti tarihin konusu olmuştur. Tarihi; geçmişte yaşayan insanların siyasi sosyal kültürel ekonomik vb faaliyetlerini konu edinir.

       Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişimleri olay denir.


Not : Kısa süre içinde olup biten işlere olay uzun zaman içinde olan durumlar olgundur.


       3) Taeihte Sebep - Sonuç Ve Yer - Zaman İlişkisi : Tarihi olaylar süreklilik gösterdiği için olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi vardır, Bir olay kendinden önceki bir olayın Sonucu ve kendinden sonraki bir olayın sebebini oluşturabilir.


       4) Tarih Biliminin Yöntemi : Tarihin yöntemi tarihi olayları inceleyerek anlamak ve açıklamakdır.


A) Tarama ( Kaynak Arama ) : Her türlü bilginin ve verilerin bulunma aşamasıdır.

B) Tasnif ( Sınıflandırma ) : Toplanan verilerin sisteme göre sınıflandırılmasıdır.
C) Tahlil ( Çözümleme ) : Kaynakların bilgi yönünden yeterli olup olmadığını kontrol aşamasıdır.
D) Tenkit ( Eleştiri ) : Gerçekliği bilgisinden Güvenilirliğinin tespiti aşamasıdır.
E) Terkip ( Sentez ) : Verilerin birleştirilerek sonuca ulaşılması aşamasıdır.

A) Tarama (Kaynak Arama) : 


   1) Birinci Elden Kaynaklar : Tarihi olayın gerçekleştiği döneme ait her türlü bulgudur.

   2) İkinci Elden Kaynaklar : Olayın geçtiği döneme yakın ya da o dönemin kaynaklarından yararlanılarak meydana getirilen eşerlerdir.

    Ayrıca tarihi kaynaklar bilgi veren kaynağın ve malzemenin türüne göre şu şekilde sınıflandırılır.


a) Yazılı Kaynaklar : Ferman, mühür, para, gazete, hatıra vb.


  


                        
ESKİ PARA
                       
       FERMAN 
                                                  


















b) Sözlü Kaynaklar : Destan, efsane, hikaye, şiir vb.



ERGENEKON DESTANI

c) Kalıntılar : Arkeolojik buluntular; taş, toprak, kemik, madenden yapılmış eşyalar, mezarlar vb.


      Kaynakların kullanımında dikkatli olunmalıdır. Çünkü kaynaklarda verilen bilgiler bütünüyle doğru olmayabilir. Bu nedenle bilginin karşılaştırılarak kontrol edilmesi gerekir.


d) Çizili , Sesli Ve Görütülü Kaynaklar : CD, film, fotoğraf, resim v. b. 


       Kaynakların kullanımında dikkatli olunmalıdır. Çünkü kaynaklarda verilen bilgiler bütünüyle doğru olmayabilir. Bu nedenle bilginin karşılaştırılarak kontrol edilmesi gerekir. 


örnek : 

     " Atatürk'ün Samsun'a çıkışı " hakkında Bir araştırma yapan tarihçi bu dönemde ilgili kaynaklara ulaşmalıdır. Döneme Ait Resmi belgeler, dönemin gazeteleri , itilaf devletlerine ait belgeler, o döneme ait resim, fotoğraf, harita, v. b. Kaynaklar taranmalıdır. 
      Tasnif ( Sınılandırma ) : 
İncelenen konu hakkındaki kaynakların bulunmasından sonra elde edilecek bilgiler bir sistem dahilinde sınıflandırılır. 
       Not : Tarihçi çalışmasının anacına ve konusuna göre bilgi ve verilerini istediği şekilde sınıflandırabilir. 


Örnek : 
" Atatürk'ün Samsun'a çıkışı " hakkında bir raştırma yapan tarihçi gerekli kaynaklara ulaştıktan sonra öncelikle elde ettiği bilgi ve verileri kronoloji'yi dikkate alarak konuya göre sınıflandırılır. 

3) Tahlil ( Çözümleme ) : 
      Tahlil, elde edilen bilgi ve verilerin kaynak değeri açısından yeterli olup olmadığını araştırılmasıdır. Bu aşamada sınıflandırılan bilgilerin içeriği değerlendirilmeye alınır. 
      
 Örnek : 
    " Atatürk'ün Samsun'a çıkışı " ile ilgili bilgi ve veriler gözden geçirerek verilerin, konunun tam anlamıyla açıklanmasında yeterli olup olmadığı belirlenir, verilerin nerede, nasıl kullanabileceğine karar verir. 
4) Tenkit ( Eleştiri ) :
      Belge ve eserlerin kullanılmasında bazen problemler çıkabilir. Eldeki belgelerde araştırılan konu hakkında sınırlı veya yanlış bilgi olabilir, belge okunmayabilir. Her bir yazarın olaya farklı bakması, algılaması mümkündür. Bu nedenle yazılı kaynakların doğruluk derecesi, güvenilirliği , yazıldığı tarih, yazarı, yazarı, aynı anda söz eden farklı kaynaklar arasında uyum ve uyumsuzluk tenkit aşamasında araştırılır. 
         Kendi arasında Tenkit 2'ye ayrılır. 
   1) İç Tenkit 
   2) Dış Tenkit 

İç Tenkit : 
     - Yazar görüşlerinin eser üzerindeki etkileri araştırılır. 
- Verilen bilgilerin farklı kaynaklarda ne şekilde yer aldığına bakılır. 

Dış Tenkit : 
      - Eserlein adı, yazarı, basıldığı yer ve basım tarihi tespit edilir. 
- Belgelerin orjinalliği tarihi v. b. Yönleri araştırılır. 

5) Terkip ( Sentez ) : 
      Terkip; bilgi ve verilerin sınıflandırılıp tahlil ve tenkitlerinin yapılmasından sonra bir araya getirildiği aşamadır. Bu aşamada bilgi ve veriler esere dönüştürülmek üzere gözden geçirilir. 

Tarihin Tasnifi ( Sınılandırma ) : 
      Tarih bilimi çok geniş bir çalışma alanına sahiptir. Çalışma alanının geniş olması onun incelemesi ni güçleştirilmiştir. Bu nedenle tarihi olayları iyi bir şekilde incelemek ve öğrenmek için zamana , mekana ve konuya göre sınıflandırma yapılmıştır. 
       
      a) Zamana Göre Tasnif : Bu sınıflandırmaya göre tarih, çağ ve yüzyıl gibi zaman dilimine ayrılmıştır. 
      b) Mekana Göre Tasnif : Mekana göre sınıflandırmada belli bir coğrafi bölge incelenir. 
      c) Konuya Göre Tasnif : Toplumların siyasi,sosyal,ekonomik, hukuki, dini ve kültürel yönlerin ayrı ayrı incelemesidir. 

Zaman Ve Takvim 
      Takvim, zamanı yıllara, aylara, haftalara ve günlere ayırma yönetimidir. 
Takvimin kullanılmasında Sümerli'ler ve Mısırlı'lar öncü olmuşlardır. İlk güneş takvimi'ni Mısırlı'lar, ilk ay takvimi'ni Sümerli'ler oluşturmuştur. 

Türklerin Kullandığı Takvimler 
      Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan sonra ise 26 Aralık 1925'te miladi takvim kabul edildi ve 1 Ocak 1926'dan itibaren kullanılmaya başlandı. 


Tarihi Olayların Değerlendirmesi

        Geçmişte meydana gelen olaylar ,meydana geldiği dönemin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve dini özelliklerini yansıtır. Bu nedenle bir olayı değerlendirirken olayın meydana geldiği dönemin şartları dikkate alınmalıdır.

17 Haziran 2017 Cumartesi

HÜCRE,ORGANİZMA VE METABOLİZMA

HÜCRE,ORGANİZMA VE METABOLİZMA
                                     a) Canlıların Ortak Özellikleri
                                                                   - Hücresel Yapı
- Beslenme
- Solunum
- Büyüme Ve Gelişme
- Hareket
- Boşaltım
- Üreme
- Çevresel Uyarılara Tepki Verme
- Organizasyon

Hücrenin Tanımı : Canlının yapısını oluşturan en küçük işlevsel bilimdir.
- Hücresel Yapı : Canlı varlıkların hepsi, ister bir hücreli ister çok hücreli olsun , hücresel bir yapıya sahiptir.

Hücre Tipleri : 
  1. PROKARYOT HÜCRE  : Tek hücresi olan canlılara ve  organizmalara denir.
  2. EUKARYOT HÜCRE : Birden çok hücresi olan canlılara ve organizmalara denir.
Bunlar başlıca hücrelerdir.

- BESLENME : Bir hücreli canlıların bir kısmı besinlerini dış ortamdan alırken bir kısmı da kendi besinlerini sentezleyebilirler.

 Örnek : Amip besinini yalancı ayak oluşturarak hücre içine alırken diğer bir bir hücreli alg çeşidi olan öglena  ışık yardımıyla besinini kendi sentezlemektedir.


Yalancı ayaklar ile besin alan Amip

Bir Öglena çeşidi


Çok hücreli canlılar ihtiyaç duydukları besinleri çeşitli şekillerde sağlar.
     Canlılar Beslenme şekline göre ikiye ayrılır.
  1. Ototrof (Üretici) : Kendi besinini kendisi üreten canlı demektir. Bu olayı kemosentez ya da fotosentez ile yapar üreticiler. ( Bitki, Alg Ve Bakteri ) 
  2. Hetotrof (Tüketici) : Kendi besinini dışarıdan hazır alan canlı demektir. ( Hayvanlar, Mantarlar Ve Bazı Bakteriler )
Not : Fotosentez Işık Kemosentez ise Kimyasal anlamına gelmektedir.

- SOLUNUM : Bütün canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerjinin açığa çıkma sürecine solunum denir.

       Solunum besinlerin küçük yapı birimine parçalanması ve bu sırada enerji üretilmesidir.

Solunum iki çeşittir;
  1. Oksijenli Solunum ( Aerobik Solunum ) : Oksijenli ortamda besinlerin parçalanması ve enerji üretmesidir daha çok (ATP) üretilmektedir. Bu solunumu bütün ( hayvanlar, bitkiler, mantarlar, ve bazı bakteriler ) yaparlar. 
  2. Oksijensiz Solunum ( Anaerobik Solunum ) : Maya mantarının ve bazı bakterilerin yaptığı oksijene gerek duyulmayan solunum çeşididir. Az enerji tüketilir.
Not  : Fotosentez bir çok  tepkimenin gerçekleştiği hücre düzeyinde bir yapım olayıdır.
     Örnek : Kiraz ağacının fotosentezle ürettiği şekeri enerjiye dönüştürerek soluması...

Not2 : Solunum hücre düzeyinde gerçekleşen bir yıkım olayıdır.

    Hücrede meydana gelen yapım ve yıkım tepkimelerinin tümüne Metbolizma denir. 

- BÜYÜME VE GELİŞME : Canlıları cansızlardan ayıran bir diğer özellikte büyümedir. 

Büyüme : Hücre sayısının, hacminin  ve hücre kütlesinin artmasıyla olur.
     Çok hücreli canlılarda ise  Büyüme doku hücrelerinin bölünmesi ve hücre kütlesinin artması sonucunda olur.

Gelişme : Zigottan itibaren ergin birey oluşuncayakadar geçen sürece Gelişme denir.

- HAREKET : Bütün canlılar hareket edebilirler. Bir hücreli canlılarda hareket farklı yapılarla sağlanır. 
      ÖRN : Paremesyum ve Öglenada hareket sil, kamçı vb. yapılar ile sağlanırken amipte sitoplazma içeriğinin yer değiştirmesiyle ( yalancı ayaklar ile )hareket gerçekleştirilir.


Bir hücreli canlı öglena
kamçısı ile hareket eder.

       Çok hücreli canlılarda ise farklı hareket biçimleri gözlenebilir. 
 ÖRN : Hayvanlarda bu hareketleri gerçekleştirmede iş gören bacak, kanat, yüzgeç gibi organlar ve güçlü kaslarla hareket gerçekleşmektedir.


Leopar güçlü bacakları sayesinde çok hızlı koşar.
- BOŞALTIM : Canlılığın yapısal organlarından biride boşaltımdır. Çünkü çok hücreli ya da bir hücreli canlılarda metabolizma sonucu oluşan atıkların vücuttan uzaklaştırılması gerekir. Metabolizmadaki atıkların vücuttan atılması olayına Boşaltım denir. 

Boşaltım Organları Şunlardır;

- Kontraktil Koful ( Tek Hücrelilerde )
- Yapraklar ( Bitkilerde )


Amip fazla suyu Kontraktil
Koful ile dışarı atar.



Çileğin yapraklarının ucunda oluşan su
 damlacıkları ile fazla suyu dışarı atar.












Canlılarda Boşaltım Organları 
  1. Akciğer ( Co2 - Karbonhidrat )
  2. Böbrek ( Sıvı atıkları süzer )
  3. Klın Bağırsak ( Katı atıkları süzer )
  4. Deri ( Su, tuz ve mikropları süzer )
  5. Karaciğer ( Alkol Vb. toksit maddeleri temizler )
- ÜREME : Canlılar soylarını devam ettirebilmek için ürerler. Üreme ,canlının kendi benzerini meydana getirmesidir.
          iki tip üreme şekli vardır.
        Bunlar;
  1. Eşeyli Üreme
  2. Eşeysiz Üreme 
        Eşeysiz Üreme  : 
Bitkilerde görülen üreme şekilleri
  1. Eşeyli üreme ( Tohum )
  2. Eşeysiz üreme ( Spor )
  3. Vejetatif üreme ( Dal ,yaprak ,kök ,parça )
         Eşeyli Üreme : 
Hayvanlarda görülen üreme şekilleri
  1. Bölünerek
  2. Rejenerasyon
  3. Sporla
  4. Eşeyli üreme 
  5. Eşeysiz üreme
- ÇEVRESEL UYARILARA TEPKİ : Canlıya dış ortamdan gelen fiziksel etki, kimyasal maddeler, ortam sıcaklığı, basınç vb. değişkenler çevresel uyarılardır.

        Bir hücreli organizmalar çevrelerinden gelen uyarılara karşı tepki gösterirler.
        Çok hücreli organizmalar ise çevrelerindeki uyarılara karşı tepki gösterirler.

Öglenanın ışığa verdiği tepki ışığın geldiği
yöne doğru hareket etme şeklindedir.


Köpek ses işittiğinde ilk tepki olarak
 kulaklarını dikleştirmesidir.














- ORGANİZASYON : Hücrelerde çeşitli görevleri yapmak üzere özelleşmiş organeller bulunur.

Paramesyumda çeşitli görevleri üstlenen organel ve yapıları.
       Çok hücreli organizmalarda yapı ve görevleribenzer olan hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular organları, organlar sistemleri, sistemler de organizmayı oluşturur.
       Bir hücreli  ya da çok hücreli olan tüm organizmalar belirli bir organizasyona sahiptir. Çok hücreli organizmalardaki organizasyon akçaağacının yapısında örneklendirilmiştir.

Organizma : Organizmalar  kendi türüne özgü yaşamsal özelleikler gösterir.
      ÖRN : Akçaağaç farklı sistemlerden oluşan bir organizmadır.
Organ : Yaprak akçaağacın organlarından biridir.
Doku : Hücreler belirli görevleri üstlenmek üzere özleşip farklılaşarak akçaağacın dokularını oluşturur.
Hücre : Akçaağaç çok sayıda hücreden oluşur.Hücrelerde ise farklı görevleri üstlenen organeller bulunur. Canlılığın devamı için bu organeller arasındaki iş birliği sürdürülmelidir.
Organel : Parankima doku hücrelerinde bulunan kloroplast, fotosentezin gerçekleştiği organeldir.Bu organel klorofil moleküllerini yanı sıra birçok mollekülün organize olduğu bir yapıdır.
Mollekül : Klorofil birçok atomdan oluşan bir moleküldür ve bitkinin fotosentezi sürdürebilmesi için güneş ışığını yakalar.

12 Haziran 2017 Pazartesi

BİYOLOJİ

İÇERİK

    1. BİYOLOJİ BİLİMİ -VE- BİLİMSEL ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

- Problemin Belirlenmesi
- Veri Toplamak
- Verilerin Işığın'da Hipotez Kurmak
- Hipoteze Dayalı Tahminler Yapmak
- Kontrollü Deney Düzenlemek
- Hipotezin Teori Haline Dönüşmesi 
a) Canlıların Ortak Özellikleri

- Hücresel Yapı
- Beslenme
- Solunum
- Büyüme Ve Gelişme
- Hareket
- Boşaltım
- Üreme
- Çevresel Uyarılara Tepki
- Organizasyon

b) Canlıların Temel Bileşenleri

TÜRKÇE

İÇERİK
  1. ANLATIM BOZUKLUKLARI
  2. CÜMLENİN ÖĞELERİ
  3. CÜMLEDE ANLAM

Biyoloji Bilimi -ve- Bilimsel Çalışma Yöntemleri

04/04/2017 ŞEHİDİ Yunus Ertürk'ün Anısına...
          Merhaba Arkadaşlar! Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya başladım Facebook adresimde belirttiğim gibi bi yakım şehit olduğu için 2-3 ay kadar yazmayı bırakmıştım yani ara vermiştim.
         Şehitler ölmez dedikleri bu olsa gerek , ALLAH tüm Şehitlerimize rahmetini yağdırsın. 
                                                               Amin... 
 ... ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ ...

           Bugünkü konumuz hem biyoloji hemde fizik konusu olan ama bizim biyoloji konusu olarak işleyeceğimiz Bilimsel çalışma yöntemleri'ni ve biyoloji konusu olan biyoloji bilimini işliyeceğiz. ama öncelikle biyolojiye giriş amaçlı Biyolojinin konusu'nu ve Bölümlerini anlatanve ayrıca Biyoloji Nedir ? kısaca tanımını anlatan genel bir bilgi paylaşacağım. Şimdiden 2017-2018 yılı YGS ve LYS sınavına girecek olan tüm arkadaşlara bende dahil olmak üzere başarılar dilerim. Hakkımızda hayırlısı olsun... İNŞAALLAH....

BİYOLOJİNİN KONUSU VE BÖLÜMLERİ


            Biyoloji : Canlıları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyolojinin köken anlamı ise şu şekildedir. (Bio = Canlı , Loji = Bilim) anlamına gelmektedir. Bu iki kelimenin birleşiminde ise Biyoloji yani Canlı Bilimi olarak adlandırılmıştır. Biyoloji olarak adlandırmış olduğumuz bu kavram canlıların yapılarını ,özelliklerini ,birbirleriyle olan ilişkilerini ,yapısını ,davranışlarını çeşitliliğini ve yapılarında gerçekleşen temel yaşamsal olayları inceleyen bir bilim dalıdır.

           Canlıları Tek bir çatı altında incelemek zordur. Bu yüzden bir çok Biyolojinin alt dalları oluşmuştur. Bunlardan " Zooloji ve Botanik " Biolojinin ana dallarını oluşturmaktadır.

Zooloji : Hayvanları inceler.  Yapısını ve görevlerini inceler.
Botanik : Bitkileri inceler.  Yapısını ve görevlerini inceler.
Sitoloji : Hücre Bilimidir. Hücrelerin yapısını ve metobolizmasını inceler.
Histoloji : Doku Bilimidir. Dokuların yapısını ve görevlerini inceler. 
Anatomi  : İç organların yapısını, görevlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini inceler.
Fizyoloji : Doku, organ sisteminin çalışmasını ve görevlerini inceler. Anatomi bilimlerinin bir bileşkesi denilebilir. 
Morfoloji : Canlıların dış yapılarını inceler.
Bakteriyoloji : Bakteri bilimi Bakterilerin yapısını ve görevlerini inceler. 
Taksonomi : Canlıların sınıflandırılmasını inceler
Genetik : Canlıların kalıtsal özelliklerini ata canlıdan oğul döllere nasıl aktarıldığını inceler. Ayrıca genlerin çaışma mekanizmasını inceler.
Palentoloji : Fosil Bilimi. Yapısını ve görevlerini inceler. 
İhtiyoloji : Balık Bilimi. yapısını ve görevlerini inceler. 
Parazitoloji : Parazit Bilimi. Yapısını ve görevlerini inceler. 
Entomoloji : Böcek Bilimi. Yapısını ve görevlerini inceler. 
Emriyoloji : Canlıların zigottan yeni bir fert oluncaya kadar olan evreleri inceler.
Mikroskobiyoloji : Mikroorganizmaların  yapısını ve görevlerini inceler.
Viroloji : Virüs Bilimi. yapısını ve görevlerini inceler.
Biyokimya : Canlıların kimyasal yapısını ve görevlerini inceler.
Moleküler Biyoloji : Canlıların yapısını moleküller seviyede inceler. örn: Protein Sentezi.
Mikoloji : Mantarların  yapısını ve görevlerini inceler.
Patoloji : Hastalıklı doku ve organların yapısını inceler.
Ekoloji : Canlıların birbirleriyle ve çevreleri ile olan ilişkilerini inceler. 
Ornitoloji :Kuş Bilimi. Kuşların  yapısını ve görevlerini inceler.
Biyoteknoloji : FBiyolojik sistemlere ve organizmalara uygulanan ,kendilerinden yararlanılması ve istenilen biçimlere ve ürünlere dönüştürülebilmeleri amacıyla kullanılan bilimsel ve endistüriyel yöntemlerdir. 

Biyoloji Bilimi -ve- Bilimsel Çlışma Yöntemleri

     Bilim: Tarafsız yapılan deneyler ve gözlemlerle elde edilen düzenli bilgidir.
     Bilim 2: Gerçekleri bulmak için yapılan gözlem , deney ve araştırma şeklidir.

   Biyoloji Bilimi: Tüm canlıları ,tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan , hücre ve bitkileri kapsayan mikroskobik boyuta kadar onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte inceler. Biyoloji ,evrendeki canlılar hakkında araştırma ve gözlem yapan canlı bilimi ve canlıları inceleyen bir bilim dalıdır.

Bilimsel Çalışma Yöntemlerinin Basamakları :

1) Problemin Belirlenmesi :
     Problem : Yanıt bekleyen her soru problemdir.
- Biçimsel çalışma'da ilk iş ;problemi tüm ayrıntısıyla ortaya koymak.
- Problemler gözlem sonucunda oluşur.

Gözlem : Herhangi bir doğa olayının duyu organlarımız ile incelenmesine Gözlem denir.

Gözlemler 2'ye ayrılır;

a) Nitel Gözlem : Duyu organlarımız ile yapılan gözlemdir.
b) Nicel Gözlem : Ölçüm aletleri ile yapılan gözlemlerdir. 

2) Veri Toplamak : Problem ile ilgili verileri ve problemle ilgili gerçeklerin toplanması gerekmektedir. 

3) Veriler Işığında Hipotez Kurmak : 

Hipotez : Bilim insanı tarafından problemin çözümüne yönelik ortaya konulan geçici çözüme denir.

İyi Bir Hipotezin Özellikleri : 
  1.  Gerçeğe dayanmalı.
  2. Problemle ilgili verileri kapsar.
  3. Gözlem ve deneye dayanır.
  4. Araştırmaya açık olmalı.
  5. Problemin çözümüne yönelik sorulara ışık olmalı.

4) Hipoteze Dayalı Tahminler Yapmak : 

              Hipotezin kurulma aramasından sonra ,onun geçerli olup olmadığının araştırması ,doğrulanması ve çürütülmesi gerekir.
        Bunun için ilk önce hipoteze dayalı bazı tahminler yapılır. Tahminleri yaparken ,eğer ,ise gibi bağlaçlar kullanılır.

5) Kontrollü Deney Düzenlemek : 

Kontrollü Deney : Bir faktör değiştirilip diğer faktörün sabit tutulmasıyla yapılan deneylere denir. 
NOT : Eğer deney ve gözlemler hipotezi doğrulamassa Hipotez Terk Edilir.

6) Hipotezin Teori Haline Dönüştürülmesi : Deneyler ve gözlemler hipotezi doğrularsa hipotez gerçeklik kazanır. 

Teori : Sürekli olarak kanıtlarla desteeklenen hipotezdir.

7) Teorinin Kanuna Dönüşmesi : 

Kanun : Teorinin evrensel ve bilimsel alanda gerçeklik kazanmış halidir.

23 Nisan 2017 Pazar

     İSTANBUL'DA YAŞAMAK

     İstanbul; Tarihi Yarımada, ya da Eski İstanbul adıyla bilinen bu kara parçası şehrin en eski bölgelerinden biridir. Haliç, Boğaz, Marmara Denizi ve batıda şehir surlarıyla çevrili olan  bu bölge, önceden antik Konstantinopolis şehriydi. Bugün İstanbul olarak bilinen koca metropol, şehre bağlı banliyöler, kasabalar, köyler ve tarlalar  el değmemiş doğadan ibaretti.

    İstanbul'un tarihi ana hatlarıyla beş büyük döneme ayrılmaktadır:

1) Tarih öncesi dönem,
2) Byzantion dönemi,
3) Doğu Roma dönemi,
4) Osmanlı dönemi,
5) Türkiye dönemi.

   İstanbul ya da eski çağlardaki adıyla Byzantium’a ilk yerleşim M.Ö 667 yılında Megara’dan gelen Yunan kolonileri tarafından gerçekleştirilmiştir.
   Megaralılar, bugün Topkapı Sarayı’nın bulunduğu Sarayburnu yakınlarında Byzantium’u kurdular.
   Şehir, M.Ö 330 yılında Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti oldu. Roma imparatoru Konstantin döneminde, şehrin nüfusu 200.000’e ulaşmıştır. Başkentin Roma’dan İstanbul’a taşınması 40 gün boyu süren şenliklerle kutlandı. İstanbul, Yeni Roma anlamına gelen Nova Roma adını aldı.
     
    İstanbul'a Şanlı tarihi boyunca  yüzden fazla isim verilmiştir.
  Bunlar;
1) Konstantinopolis,
2) Konstantinniye,
3) Dersaadet,
4) Bab-ı Ali,
5) Asitane,
6) İslambol,
7) ve en son olarak da İstanbul adını almıştır.
   
    Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının buluştuğu geniş bir bölgenin tartışmasız tek hakimi olmuş ve bu süreç içerisinde dünya tarihini önemli derecede etkilemeyi başarmıştır.
    İstanbul, dünyada üç farklı imparatorluğa başkentlik yapan tek şehirdir.
    İstanbul bin altı yüz yıl boyunca, 330’dan 1922’ye kadar bulunan dönemde;
Roma İmparatorluğu (330-395),
Bizans İmparatorluğu (395-1204, 1261-1453),
Latin İmparatorluğu (1204-1261)
ve Osmanlı İmparatorluğu (1453-1922) olmak üzere 4 farklı imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehirdir.

   Bu imparatorluklardan üçü var oldukları dönemde dünyanın iktidar sahibi ve en güçlü devletleri olarak tarihe geçmiştir.
   Hepsinin İstanbul’dan yönetildiği düşünüldüğünde şehrin tarihsel önemi ve değeri kolaylıkla anlaşılabilir.

    Bu Şehir, Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait tarihi ve kültürel hazineleri ile doludur.
    Tarihi Yarımada, bölgede bol miktarda bulunan tarihi ve mimari yapıtların sayısı ve Bizans kiliselerinden Osmanlı saraylarına, sivil yapılardan kütüphane, hamam ve cami gibi çeşitli binalardan dolayı 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilmiştir.

     1923’de ise Ankara’nın başkent olmasıyla birlikte köklü başkentlik özelliğini kaybeden İstanbul, 4. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar on dört yüzyıl boyunca koruduğu her alanda etkin bir ‘dünya şehri’ olma özelliğini Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan sonra cumhuriyet tarihi ile birlikte tekrar eski özelliğini kazanmaya başlamış, günümüzde Avrupa ve Orta Doğu’nun en önemli merkezleri arasında kendine yer bulmuştur.

    Tarihi Yarımada’da modern yaşam ile tarih bir arada yaşamaktadır. Bölge tarihi ve kültürel çekiciliğinin yanı sıra, bugün restoranlar, kafeler, oteller, dükkanlar ve gezginlerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayan hizmetin yer aldığı bir yer haline gelmiştir.

     İstanbul'un, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi ise 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir.
    Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik halini almıştır.
    Uzun zaman dilimleri boyunca her alanda merkez olmayı ve iktidarda kalmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul geçmişten günümüze bir dünya başkenti olmuştur.

27 Şubat 2017 Pazartesi

Yanlış Anlamda Kullanılan Sözcükler

ÖRNEKLER

        Örnek: Onların aImsadığı genç edebiyatçılar çok başarılı oldu. 
(Bu cümlede (azımsadığı) sözcüğü yerine küçümsediği sözcüğü kullanılmalıdır. 

         Örnek: Başkan'ın konuşması bütün ülkede okumak tepki yarattı. 
(Burada ise; tepki (= bir olaya, bir güce karşı geri tepme) anlamını barındıran sözcük yerine "etki" sözcüğü kullanılmalıdır.)
        
          Örnek: Çekimserliği yüzünden hiç hakkını arayamaz.
(Bu cümlede "çekimserliği" sözcüğü yerine çekingenliği sözcüğünün kullanılması daha doğru olur.)

          Örnek: Çocuğun bütün vücudunu büyük büyük yaralar kapsamıştı. 
(Bu cümlede ise; kapsamak (=içine almak) sözcüğü yerine "kaplamıştı"( üzerini örmek V.b ) sözcüğü kullanılmalıydı. 

           Örnek: Bütün iyi niyetimize ve çabalarımıza karşılık bazı kusurlarımız olmuş olabilir. 
(Bu cümlede karşılık sözcüğü yerine karşın kelimesi kullanılmalıdır.)

           Örnek: Düzenli çalışmasına karşın istediği bölümü kazandı. 
(Bu cümlede "karşın" sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Yukarıda ki örneğin tersi bir anlamlısıdır. Karşın yerine karşılık sözcüğü kullanılmalıdır.)

      NOT: En sık karıştırılan sözcüklerden bir tanesi "Etkin" sözcüğü ile "Etken" sözcüğüdür. 

           Örnek: Dünya'nın bazı bölgelerinde hala etken durumda olan yanardağlar var. 
(Etken sözcüğü yanlış kullanılmıştır. Doğrusu Etken olmalıdır.)

           Örnek: Bu iki bölgenin konuşmaları arasında hiçbir ayrılık yok. 
(Bu cümledeki ayrılık kelimesi yerine ayrım ya da fark kelimesi'nin kullanılması daha doğru olur.)

           BU SORU ÖRNEKLERİNİ SİZE BIRAKIYORUM... BAŞARILAR... 🙂

⭐️ Topraklar verimli olmadığı için bu bölgede yaşayan insanlar oldukça yoksundur. 

⭐️ Matbağadan Yen'i çıkmış kitabın kendine özel bir kokusu vardır. 

⭐️ Geçen hafta aldığı kitabın ücretini hala ödemedi. 

⭐️ Bu büyük insan, yaşantısının son yıllarda çok sıkıntı çekti. 

⭐️ Bu tarihi kentin dört tarafı surlarla kaplı. 

⭐️ Türkçe'de "iğneyle kuyu kazmak" biçiminde bir deyim vardır. 

⭐️ Bu yıl sınav sorularının geçmiş yıllara göre kolay olacağını öngörüyorum. 

⭐️ Konuklarımız havaalanına 20 kilometre yakınlıktadır. 

⭐️ Aldığı gömleğin ücretini ödemeden mağazadan çıktı.