İSTANBUL'DA YAŞAMAK
İstanbul; Tarihi Yarımada, ya da Eski İstanbul adıyla bilinen bu kara parçası şehrin en eski bölgelerinden biridir. Haliç, Boğaz, Marmara Denizi ve batıda şehir surlarıyla çevrili olan bu bölge, önceden antik Konstantinopolis şehriydi. Bugün İstanbul olarak bilinen koca metropol, şehre bağlı banliyöler, kasabalar, köyler ve tarlalar el değmemiş doğadan ibaretti.
İstanbul'un tarihi ana hatlarıyla beş büyük döneme ayrılmaktadır:
1) Tarih öncesi dönem,
2) Byzantion dönemi,
3) Doğu Roma dönemi,
4) Osmanlı dönemi,
5) Türkiye dönemi.
İstanbul ya da eski çağlardaki adıyla Byzantium’a ilk yerleşim M.Ö 667 yılında Megara’dan gelen Yunan kolonileri tarafından gerçekleştirilmiştir.
Megaralılar, bugün Topkapı Sarayı’nın bulunduğu Sarayburnu yakınlarında Byzantium’u kurdular.
Şehir, M.Ö 330 yılında Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti oldu. Roma imparatoru Konstantin döneminde, şehrin nüfusu 200.000’e ulaşmıştır. Başkentin Roma’dan İstanbul’a taşınması 40 gün boyu süren şenliklerle kutlandı. İstanbul, Yeni Roma anlamına gelen Nova Roma adını aldı.
İstanbul'a Şanlı tarihi boyunca yüzden fazla isim verilmiştir.
Bunlar;
1) Konstantinopolis,
2) Konstantinniye,
3) Dersaadet,
4) Bab-ı Ali,
5) Asitane,
6) İslambol,
7) ve en son olarak da İstanbul adını almıştır.
Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının buluştuğu geniş bir bölgenin tartışmasız tek hakimi olmuş ve bu süreç içerisinde dünya tarihini önemli derecede etkilemeyi başarmıştır.
İstanbul, dünyada üç farklı imparatorluğa başkentlik yapan tek şehirdir.
İstanbul bin altı yüz yıl boyunca, 330’dan 1922’ye kadar bulunan dönemde;
Roma İmparatorluğu (330-395),
Bizans İmparatorluğu (395-1204, 1261-1453),
Latin İmparatorluğu (1204-1261)
ve Osmanlı İmparatorluğu (1453-1922) olmak üzere 4 farklı imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehirdir.
Bu imparatorluklardan üçü var oldukları dönemde dünyanın iktidar sahibi ve en güçlü devletleri olarak tarihe geçmiştir.
Hepsinin İstanbul’dan yönetildiği düşünüldüğünde şehrin tarihsel önemi ve değeri kolaylıkla anlaşılabilir.
Bu Şehir, Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait tarihi ve kültürel hazineleri ile doludur.
Tarihi Yarımada, bölgede bol miktarda bulunan tarihi ve mimari yapıtların sayısı ve Bizans kiliselerinden Osmanlı saraylarına, sivil yapılardan kütüphane, hamam ve cami gibi çeşitli binalardan dolayı 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilmiştir.
1923’de ise Ankara’nın başkent olmasıyla birlikte köklü başkentlik özelliğini kaybeden İstanbul, 4. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar on dört yüzyıl boyunca koruduğu her alanda etkin bir ‘dünya şehri’ olma özelliğini Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan sonra cumhuriyet tarihi ile birlikte tekrar eski özelliğini kazanmaya başlamış, günümüzde Avrupa ve Orta Doğu’nun en önemli merkezleri arasında kendine yer bulmuştur.
Tarihi Yarımada’da modern yaşam ile tarih bir arada yaşamaktadır. Bölge tarihi ve kültürel çekiciliğinin yanı sıra, bugün restoranlar, kafeler, oteller, dükkanlar ve gezginlerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayan hizmetin yer aldığı bir yer haline gelmiştir.
İstanbul'un, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi yaklaşık 3 bin, başkentlik tarihi ise 1600 yıla kadar uzanan Avrupa ile Asya kıtalarının kesiştiği noktada bulunan bir dünya kentidir.
Şehir çağlar boyunca farklı uygarlık ve kültürlere ev sahipliği yapmış, yüzyıllar boyu çeşitli din, dil ve ırktan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit ve metropolit yapısını korumuş ve tarihsel süreçte eşsiz bir mozaik halini almıştır.
Uzun zaman dilimleri boyunca her alanda merkez olmayı ve iktidarda kalmayı başaran dünyadaki ender yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul geçmişten günümüze bir dünya başkenti olmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder